Osmanlı'nın Değerli Hazinesi; Ramazan Gelenekleri
1. Semai Kahvehaneleri: Ramazan akşamları, halkı bir araya getirmek ve eğlendirmek için yetenekli kimseler veya aşıklar tarafından semailer okunurdu. Bazı günlerde mani atışmaları yapılırdı. Kahvehanenin duvarlarına bilmeceler asılır ve gelen misafirler bu bilmeceleri çözmek için bazen saatlerce, bazen de günlerce düşünürlerdi.
2. Ramazaniyeler: Ramazan ayının gelişiyle birlikte şairlerin, padişahlara dönemin önemli simalarına ya da en yakınlarına kaside tarzında yazdıkları şiirlerdi. Bu şiirlerde, Ramazan ayının sosyal yaşamdaki yeri ve önemi hakkında birçok unsur da yer edinmekteydi.
3. Cerre Çıkmak: Müderrisler ve medreselerde bulunan talebeler yılın 9 ayı derslerle meşgul olurlardı. Sonra kalan 3 ayda özellikle de Ramazan ayında şehirlere, kasabalara, köylere giderler; vaazlar verir, Kuran okur, halkın dini meseleler hakkındaki sorunlarına çözümler üretirlerdi. En önemlisi de çocuklar ile yakından ilgilenirlerdi.
4. Sadaka Taşları: Alan el ile veren elin birbirini bilmemesi, görmemesi esasına dayalı olan sadaka taşları yılın her döneminde varlığını sürdürüyordu. Fakat Ramazan ayında daha farklı bir değer kazanmış, yardımlaşmanın temelini oluşturmuştur. Sadaka taşları, genellikle cami avlularında, daha çok fakir halkın yaşadığı semtlerde ve vakıf bahçelerinde yer alırdı. Ve en ilgi çekeni de ihtiyaç sahibi, sadaka taşından ihtiyacı kadarını alır, asla fazlasında gözü olmazdı. Bazı rivayetlere göre Osmanlı Devleti'nin Yükselme Döneminde, kimsenin ihtiyacı kalmadığı ve ihtiyaçlarından daha fazlasına göz dikmedikleri için sadaka taşları dolmuş taşmıştı.
5. Diş Kirası: Maddi durumu iyi olan kimselerin, Ramazan ayında iftar yemeğine davet ettikleri kişilere, davete icabet ettiği ve dişlerini ev sahibinin sofrasına kiraladığı için verilen hediyelerdi. Hatta misafirler uğurlanırken de "bu akşam soframızda sizi yedirdik içirdik, dişinizi eskittik" denirdi.
6. Ramazan Tenbihnameleri: Ramazan ayına kısa bir süre kala bazı uyarılar ve yasaklar yayınlanmaktaydı. Bu tenbihnameler imamlara verilir ve camide halka duyurması istenirdi. İçeriğine bakıldığında ise herkesin edep ve haya kurallarına uyması, cemaatle ibadete teşvik, içkinin Müslümanlara yasaklanması, oruç tutmayanların çarşıda veya görülebilecek yerlerde yeme-içme davranışında bulunmaması gibi düşünceli kaideler olduğu görülüyor.
7. İftar Yemeği: Osmanlıya baktığımızda iftar yemeğinde de farklı bazı güzel uygulamaların olduğunu görüyoruz. Ezanın okunmasıyla birlikte oruç yalnızca su ve iftariyelikle açılırdı. Sonrasında akşam namazı eda edilirdi. Namazın ardından iftar yemeği devam ederdi. Burada de Osmanlı'nın namaza verdiği önemi ve ayrıca vücudumuz için sağlıklı olan uygulamayı adet haline getirdiklerini görüyoruz.
8. Zimmem Defteri: Ramazan ayında zengin olan aileler, rastgele bir bakkala gider, dükkanın veresiye defterindeki bazı sayfaları seçip, orada yazan borçları öderlerdi. Yine burada da veren elin alan eli görmediği, bilmediği bir uygulama görüyoruz.
9. Hırka-i Saadet Merasimi: Ramazan ayının 12. Günü Osmanlı sarayında özel kutlamalar ile başlardı. Kutsal emanetlerin bulunduğu Has oda, gül suyu ile temizlenirdi. Devlet büyükleri Hırka-i Saadet'i gümüş muhafaza alanından çıkarırlardı.
10. Sarı Güller: Ramazan davulcuları, davullarına tokmağı indirmeden önce pencereleri süzerdi. Eğer bir pencere kenarında sarı çiçekler varsa orada davulunu çalmazdı. Pencere kenarlarındaki sarı çiçeklerin manası "bu evde hasta var, bu sokakta ses yapmayın" idi.
Ne kadar nahif ve düşüncelerle dolu geleneklerimiz var değil mi? Ama görüyoruz ki bu harika geleneklerin birçoğu yitip gitmek üzere. Dedelerimizden, nenelerimizden bizlere kalan küçük şeyleri bile mirasımız olarak koruyor, kolluyor ve özenle muhafaza ediyoruz. Aynı hassasiyeti bu gelenekleri yaşatmak için de göstermek gerekmez mi sizce de? Sonuçta bunlar da bizlere geçmiş yüzyıllarda ki atalarımızın birer mirası. Hemde bir o kadar sosyal hayatı iyileştirmeye yönelik, düşünceli ve hassas kaidelerle dolu kocaman bir hazine. Koruyup kolladığımız, en önemlisi yaşayıp yaşattığımız nice günlere...
Semanur Daşdemir
Yorumlar