Ölüm Tefekkürü Ve 🍉

  










Her an veda edebileceğiniz bir hayata sahip olmanın farkındalığı yakalıyor bazen sizi de. Bunu evladının uzuvlarını elinde taşıyan Gazzeli bir baba değilseniz, ölmüş yavrunuzun eline yediremediğiniz bir çikolata iliştirmediyseniz yahut ana babası katledilmiş bir çocuk olup mezarında toprağa sarılmadıysanız da ölümün soğukluğunu hissediyor, bir gün sizin içinde gelecek olan sonu düşünüyorsunuz... Ölüm yakın ve acı verici bir gerçek olarak çarpıyor yüzümüze ve hatırlatıyor tekrar hakikati. İdrakine varıyorsunuz; Size verilen insanların, mekanın, zamanın... Ve en güzel şekilde geçirmeye çalışıp çabalayan biri haline geliyorsunuz. "Rabbim verdiğin tüm nimetler ve vermediğin tüm musibetler için hamdolsun." sürekli ettiğiniz duanız haline geliyor.
   

Rabbe teslim, zulme isyan ediyorsunuz. Biliyorum.

Biliyorum sizin de gün görmesine izin verilmeyen menekşeler düşüyor zihninize. 

Daldan koparılan diri yaprakları görüyorsunuz.

Sizin de ağzınızın tadı kaçıyor. 

Uyku girmiyor gözünüze, biliyorum. 

Musa olup kızıl denizi yarmak geliyor içinizden. 

Ebabil olup taşlamak istiyorsunuz zalimi de zulmünü de.

'Zulme rıza da zulümdür' biliyorsunuz, biliyorum. 

İçinizde intikam denen kor bir ateş,

gün geçtikçe büyüyor biliyorum..

Selam olsun zeytin ve limonun ülkesine!

Azrail yoruldu, ölüm de yoruldu. 

Kıldan ince kılıçtan keskin köprü, 

Gazze'den göğe kuruldu.

Ruhlar seyrüseferde

Gazze'den Cennetü'n-Naîme..

Selam olsun Zeytin ve Limonun ülkesine..

Selam olsun kardeşlerinin derdiyle dertlenenlere!

.

.

.

Unutmayalım, unutturmayalım.. 

*Hilal Günay


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutlarım Öldü

İki Bin Çocukları

Emin Olamamak