Ölümle Baş Başa

 


I
Tenha ve gölgelik bir mezarlık istiyorum.
Ahşap ve işlemeli zarif bir tabutla götürün. 
Beyaz güller getirin toprağıma. 
Ve kimseciklerin olmadığı en uzak yere gömün beni..
Duymayayım günahkar mevtaların acı çığlıklarını. 
Duymayayım pişmanlık dolu laflarını. 
Kendi halim belirsiz beklerken, olmayayım kimsenin sorgusuna şahit. 
Şu kabristan dirilere sessiz, bir ölülere sesli. 
Olmayayım kimseye komşu ey ahali! 
Toprağın soğukluğu, ve koyu karanlıklar ardında, kendimle bir başıma bırakın beni..

II

Baş başayız şimdi ben ve vicdanım.
Hiç olmadığım kadar yalnız ve bir o kadar da umutsuz.
Mümin ümitkar, Rabbim ise Rahmandır diyorum.
Ama nafile, korku içinde yerinde durmuyor kalbim..
Ölmek ve yine ölmek..
Ölen yeniden ölürmüymüş hiç?
Doğmak bir, ölmek bin defa imiş.


III

Ölümle kucak kucağayız şimdi,
Artık göremiyorum yıldızları, güneşi ve ayı. 
Denizi, çiçekleri ve sevdiklerimi.
Değmiyor tenime rüzgar, çalınmıyor kulaklarıma sesi. 
Tekrar duymayacağım heyecan ve tekrar gülmeyecek gözlerimin içi. 
Söylenmemiş sözlerin pişmanlığı içimde,
Ardımda bıraktım dünyanın tüm heveslerini, 
Makam ve mevkilerini,
Beyaz kefenim tek servetim şu dar çukurda.
Ölüm, dipsiz bir kuyu olmuş bana.
Çıkması imkansız, her seferinde yeniden düştüğüm bir kuyu..
Ey israfil üfle şu sura, bitsin uzun bekleyiş.
Eşip çıktığımda bu toprağı, 
Havf ve reca arasında 
ereceğim huzura..                  



                                                       *  Hilâl Günay *




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutlarım Öldü

İki Bin Çocukları

Emin Olamamak