Lahza

 





Yağmurun toprağa dokunuşundan hasıl olan o kokunun ferahlığında geçiyor Kasım,Aralık, Ocak.. Nefeslerim kıymetleniyor, günlerim çehreme her geçen gün yeni bir tebessüm,inanamayışlara tutunan yeni damlalar ekliyor.Şuurun zevkini tadıyorum. Akıntıya gerek kalmadan kapılmalara alışkın vicdanım  gerçeğine ulaşmanın itmi'nanıyla barış elçileri gönderiyor avuçlarıma. Gri havalara ilk kez bu kadar ilgi duyuyorum. Her yorulan omzun yardım edeni,her sorulan adresin tarif edeni olmak istiyorum, istemekle yetinemiyorum..

Konuşmakla mesul olanın dil olmadığını öğreniyorum. Bakmanın hatta ve hatta görmenin bilgisine ulaşıyorum. Benliğimin kendimden ibaret olmadığı günlerin kollarında dinleniyorum.Korkularımı birer birer ıssız kuyulara bırakıyorum. Bir dağın yamacında olmanın verdiği doyumsuzluk hissine kucak açıyorum.Mücadelenin bahşettiği sürurda perçinleniyorum. Uykularımın kıymetini hülyalarımda gizliyorum. Arıyorum,yalnızca aramanın ruha sakladığı gizemi defalarca kez tadabilmek için.Arıyorum ama bulmuşluğun verdiği tedenniyi zerrelerime kattığım için endişelenmeksizin,arıyorum..

Neyselerin yıkıntısından ufak çiziklerle sıyrılmayı, tek bir sesin gövdesinde saatlerimi bırakmayı diliyorum.Yürüdüğüm her sokakta çiçekler yeşertmenin olurluğuna inanıyorum.Geçtiğim her yola bir tutam huzur bırakabildiğim zannıyla dahi sürür bulmanın hazzına varıyorum. Kasım'ın armağan bıraktığı kızıl,turunç ve sarı yaprakların arasında kıymetleniyor,güzelleşiyorum. Çoğu kez sönük bir sokak lambasının sahibi kadim ağacın altında  her gün yeni bir vuslatın soluğu oluyorum.

Rüzgara karşı set olunmaklığın inceliğinden cesaret buluyorum. Gücün eşsiz sırrına eriyorum..

Sayende,gölgende yani.. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutlarım Öldü

İki Bin Çocukları

Emin Olamamak