AVAZ

 


Boşlukta çiviliyim. Kaçmak içimden gelen tek güçlü eylem. Korkularımı uzak ülkelerden getirdiğim günden beri hayatımın inanılması güç akışı ellerimi bıraktı. Hissediyorum, hislerim gözden kaybolmakta(!) Mantığımla olan şahsi sorunumsa gün be gün azalmakta..

 Meğer beslenilen duyguları aç bırakmayı öğrenebilmekmiş tüm mesele. Soruları; kitli sandıklarından salıvermekmiş görünene. Kuşları yüreklendirmekmiş kendini atmosferden seyredebilmek için. Her şeyin ne denli unufak olacağını geç olmadan farketmekmiş.

 Niçin hep sınırlandırılmış hissediyorum? Her şey için biraz sonrası çok geçmiş gibi yarım kalıyorum. Neden? Hayat sanki bana bahşedilmemiş. Yalnızlık anlarımı parçalara ayıran bir komut alıyorum sessizliğin sesinden. Kendimden tutukluyum biraz da esarette. Hani yaşamak yokmuşcasına yarın,dört başsız mamurluk, düşünememezlik.. Neredeler? Şimdi burada yedi katın yedisi siyaha boyanmış. Bense hala ne tam mavi ne tam sarıyım. 

 Miskince tüketmiş olduğum günler dikildiler karşıma bugünlerde. Nasıl da hesap soruyorlar kuvvelerimin fiillerime tebelleş olduğu anlara götürüp beni. Ne bedbahtım demek için mi rüyalarım bu kadar çirkinler? Değişim, ne huysuz kelime!

 Mecalimi çalan herkesin benden ibaret olduğunu söyledi mahkeme. O dakikada dünyamı tutan tüm ipler kesildi.  On dokuz avaz haykırmaya başladı ve ellerime bir hayat bahşoldu...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutlarım Öldü

İki Bin Çocukları

Emin Olamamak