Affan III


-Ben Cansu. Yirmi dört yaşındayım. Muhabirim.

  İlk defa muhabirim demekten korkuyorum. İlk defa karşımdakini sevgisiz bırakmayacağımı haykırmak istiyorum.

-Tanıştığıma memnun oldum diyorum ve onun cevabını bekliyorum. Eğer ben de derse onu kardeşim sayacağım. Eğer ben de derse kardeşlerine ismimi öğretip onların ablası olacağım. Ben de derse ona can suyu olacağım. Babasını bulacağız. Yetkililere ulaşacağız. Eğer ben de derse onu okutup tüm Türk halkının ona karşı sorumluluğunu üstleneceğim. Ben de derse o iki gururlu ve izzetli gözü layık olduğu yere ulaştıracağım.   Ve Affan’ın cevabı,

 “Ben de”  

  Tarih 18 Mart 2018. Ben de dediği o günden beri Affan’a kardeşleri Muhammed’e, Bera’ya, Asaf’a ve Betül’e kardeşim diyorum günden beri onları hayatımın en anlamlı noktasına koyuyorum. Bütün arkadaşlarım arkadaşları oluyor. 10 günde kardeş olur mu? 10 günde karşındakine güvenilir mi? Bu sorularımın bütün cevaplarını Affan’ın gözlerinde buluyorum bu 10 gündür. 10 gündür cevap aradığım bir soru daha var. Affan’ın babası Süleyman… Yaşıyor mu? Affan ile 10 gün boyunca bakmadığımız kayıt sormadığımız yetkili kalmıyor. Ama bugün düğümün çözüleceği gün oluyor. Ve Süleyman’ın şehit düştüğünü öğreniyoruz. İşte o an Affan’ın gözünde ilk defa yaş görüyorum. Sonra bir anlık Dünya’ya Affan’ın gözünden bakıyorum.    Ana yok, baba yok, yanında seni himaye edecek bir büyüğün yok, vatanın yok. Gözlerini ilk kez açtığın toprak yok. Geleneğin yok. Sevdiğin bir yemek, kıyafet, müzik yok. Sadece sen varsın. Vahşi bir habitattan çıkıp kafese konulan bir aslan gibi. Yalnızsın. Seni anlamasını beklediğin kimse yok. Küseceğin kimsen yok bu hayatta. Hastayken sana bakacak kimsen yok. Bu kâinatta bir sen varsın bir Rabbin var bir de kardeşleri.   İşte Affan olmak bu demek diye düşünüyorum. Affan olmak diyorum ve sadece gözlerim konuşuyor.  Aradan 2 saat geçiyor. Türkiye’deki herkes ekranda. Ben Affan’ı izlerken herkes Afrin’i izliyor. Afrin’deki bayrak diken yiğit askeri izliyor. Defalarca, doyumsuzca. Herkes Afrin’de al bayrağı izliyor. Sonra Affan bana bakıyor. Gülümseyerek. Gözünden yaş akan bir çocuk niye gülümser? Sonra elimden telefonu alıyor ve o da bir milletle beraber Afrin’i izliyor. Türk halkından farklı izliyor Afrin’i Affan. Affan kendi vatanının kurtarılmasını izliyor. Kendi vatanında kötülüklerden arınmış yeri izliyor. Toprağını alnına koyacak yeri izliyor Affan. Affan telefonu öpmeye başlıyor. Öpüyor, öpüyor, alnına koyuyor. Sonra telefonu bırakıp sokağa koşuyor.  Ben de arkasından gidiyorum. Koşuyor, koşuyor sonra bir apartmanın giriş katına asılmış Türk bayrağını alıyor. Öpüyor, öpüyor, alnına koyuyor. Ve al bayrağı gözyaşlarıyla ıslatıyor. Sonra bana geliyor ve kulağıma eğilerek diyor ki;

 “Abla, bizi vatanımıza götür.”

 

-Neslinur Şahin

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Umutlarım Öldü

İki Bin Çocukları

Emin Olamamak